
Selinunte
Castelvetrano, Trapani, İtalya
Akdeniz'in en büyük arkeolojik parkı; bir günde yıkılıp bir daha kurulmayan Yunan kentinin devrilmiş sütun yığınları.
- Kuran Uygarlık
- Megara Hyblaea'dan gelen Yunan kolonistler
- Konum
- Castelvetrano, Trapani — Sicilya'nın güneybatı kıyısı
- Tarihleme
- Kuruluş M.Ö. ~628; yıkım M.Ö. 409
- Ölçü
- Arkeolojik park ~270 hektar
- Malzeme
- Yerel kalkerli kumtaşı; ocakları (Cave di Cusa) hâlâ görülebilir
- Öne Çıkan
- Tapınak E (Hera) — 1950'lerde yeniden dikildi
- Adı
- Yunanca selinon — bölgede yetişen yaban kerevizi; kent sikkelerinin simgesi
“Devrilmiş sütunlar, hiç kalkmadıkları için depremin değil tarihin fotoğrafıdır.”
Tarihi Önem
Neden önemli?
Selinunte, M.Ö. 628 dolaylarında Sicilya'nın doğusundaki Megara Hyblaea kolonisinden gelen Yunanlar tarafından kuruldu ve Yunan dünyasının en batı ucundaki büyük kentlerinden biri oldu. Adı, bölgede bol yetişen yaban kerevizinden (selinon) gelir; kentin gümüş sikkelerinde bu bitkinin yaprağı basılıydı. Kent, verimli ovası ve iki limanıyla hızla zenginleşti ve iki yüzyıl içinde art arda büyük tapınaklar dikti.

Konumu aynı zamanda kentin zaafıydı: Selinunte, Yunan Sicilyası ile Kartaca'nın batı Sicilya'daki nüfuz alanı arasındaki sınırda duruyordu. Uzun süre Kartaca ile pragmatik biçimde iyi geçindi ve komşusu Segesta ile sürekli çatıştı. Bu denge M.Ö. 409'da bozuldu: Segesta'nın çağırdığı Hannibal Mago komutasındaki Kartaca ordusu kenti kuşattı. Diodoros'a göre kuşatma dokuz gün sürdü, kent alındı ve on binlerce kişi öldürüldü ya da köleleştirildi.
Selinunte bu darbeden hiçbir zaman kurtulamadı. Sağ kalanlar bir süre daha küçük bir yerleşim sürdürdü, ancak M.Ö. 250 dolaylarında Birinci Pön Savaşı sırasında Kartacalılar kalan nüfusu tahliye edip kenti tümüyle terk etti. Bu, alanın kaderini belirledi: üzerine yeni bir kent kurulmadı, tapınaklar onarılmadı, taşlar büyük ölçüde yerinde kaldı.

Tapınakların bugünkü devrilmiş hâli büyük olasılıkla Kartaca yıkımının değil, Orta Çağ'daki depremlerin sonucudur — ancak kimse onları kaldırmadığı için sütunlar düştükleri yerde, sıra sıra, domino gibi kalmıştır. Kazılar 19. yüzyılda başladı; Tapınak E, 1956–1959 arasında özgün blokları kullanılarak yeniden dikildi (anastylosis). Bugün alan, Akdeniz'in en büyük arkeolojik parkıdır.

Mimari Plan ve Yapı
Yapı ve inşa tekniği
Selinunte tek bir yapı değil, üç ayrı bölgeye yayılmış bir tapınak topluluğudur: doğu tepesindeki büyük tapınaklar (E, F, G), akropolisteki yapılar (A, B, C, D) ve batıdaki Malophoros kutsal alanı. Bu tapınaklar 18. yüzyıl araştırmacılarınca harflerle adlandırılmıştır, çünkü çoğunun hangi tanrıya adandığı kesin değildir. Topluluk, arkaikten klasiğe uzanan yaklaşık iki yüzyıllık bir Dor evrimini kapsar.

Tapınak G, Yunan dünyasının en büyük tapınaklarından biri olarak tasarlanmıştı — yaklaşık 110 × 50 metre — ve tıpkı Agrigento'daki Zeus Tapınağı gibi hiç bitirilemedi; yüzyılı aşkın süre inşaat hâlinde kaldı ve bugün devasa bir blok yığını olarak durur. Tapınak C (M.Ö. ~550) ise arkaik Dor'un ağır orantılarını gösterir. Tapınak E (M.Ö. ~460) topluluğun en olgun yapısıdır ve yeniden dikilmiş olduğu için alandaki tek ayakta duran tapınaktır — metopları bugün Palermo'daki arkeoloji müzesindedir.

Alanın en öğretici parçası ise kentte değil, 13 kilometre kuzeydeki Cave di Cusa taş ocaklarındadır. Selinunte'nin bütün tapınakları buradan çıkan kalkerli kumtaşıyla yapılmıştır ve ocak, M.Ö. 409'da işçilerin kaçtığı gün olduğu gibi kalmıştır: kayadan yarısı kesilmiş, hâlâ ana kütleye bağlı dev sütun tamburları, taşınmayı bekleyen hazır bloklar ve terk edilmiş kesim kanalları. Yunan mimarisinin üretim zinciri, hiçbir yerde bu kadar açık biçimde donmamıştır.

Işık ve Sembolizm
Kesilmiş bir sürecin izleri
Selinunte, bir kentin yıkılmasının ne demek olduğunu mimarlık üzerinden gösterir. Roma'da ya da Atina'da yapılar aşındı, dönüştü, yeniden kullanıldı; burada süreç bir günde durdu ve bir daha başlamadı. Alan bu yüzden bir harabe değil, bir kesittir.

Devrilmiş sütunların hiç kaldırılmamış olması, kaybın ölçeğini herhangi bir anıttan daha iyi anlatır. Sıra sıra düşmüş tamburlar, bir zamanlar orada dikey bir düzenin bulunduğunu ve onu yeniden kuracak kimsenin kalmadığını aynı anda söyler. Boşluk, burada mimarlığın kendisi kadar okunaklıdır.
Cave di Cusa ise bu okumayı tamamlar. Kayaya yarı bağlı duran tamburlar, tapınağın bir fikirden taşa dönüşme yolculuğunun ilk adımını dondurur. Selinunte'yi gezen kişi, aynı yapıyı üç hâlde görür: ocakta doğmamış, alanda devrilmiş, Tapınak E'de yeniden dikilmiş. Kentin asıl anlattığı şey tanrılar değil, zamandır.


Zaman Çizelgesi
Tarihsel akış
M.Ö. ~628
Kentin kuruluşu
Megara Hyblaea'dan gelen kolonistler Sicilya'nın güneybatı kıyısında kenti kurar.
M.Ö. ~550
Tapınak C
Akropoliste arkaik Dor düzeninin ağır orantılı tapınağı yapılır.
M.Ö. ~460
Tapınak E
Topluluğun en olgun Dor yapısı inşa edilir.
M.Ö. 409
Kartaca yıkımı
Hannibal Mago'nun ordusu kenti dokuz günlük kuşatmanın ardından yerle bir eder.
1956–1959
Tapınak E'nin anastylosisi
Özgün bloklar kullanılarak tapınak yeniden dikilir.
Galeri
Görsel kaynak ve fotoğrafçı bilgileri görsellerin üzerinde belirtilmiştir.
Planlar ve Kesitler
Konum
Etkileşimli harita yalnızca istediğinizde yüklenir. Yükleme sırasında OpenStreetMap altyapısına teknik bağlantı kurulur. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası’nı inceleyebilirsiniz.